İktisat Fakültesi 1936 -1942

Öğrenciler

İktisat Fakültesi, 1936 – 1937 ders yılında kuruldu.
Kitap sıkıntısı çekiliyordu. Kimin hangi dersi okutacağı belirlendikten sonra kitabın kaleme alınması, dilimize çevrilmesi ve bastırılması çok defa gecikiyordu. Kitabın zamanında yetiştirilemediği oluyordu. Fakülte, ilk lisans mezunlarını 1940′da verdi. Aynı yıl, doktora bölümü açıldı.

Fakülte Bütçeleri

1936 – 1937 ders yılında İktisat Fakültesi’ne bütçeden ödenek ayrılmadı ve kadro verilmedi. Mali yıl l Haziranda başlıyordu. Fakültenin açılışı kış aylarına rastlamıştı. Yasal ve bürokratik formaliteler zaman alacaktı. Aylıklar ve yönetim giderleri diğer fakülteler bütçesinden ödendi.

l Haziran 1937′de yürürlüğe giren yeni bütçede, İktisat Fakültesi’ne 89.944 lira tutarında ödenek ayrıldı. Bu miktar, Üniversite fakülteleri toplamının % 6′sından ibaretti ve 8.297 Cumhuriyet altını karşılığıydı.

Öğretim Kadrosu

Hukuk derslerini komşu fakülte hocaları veriyorlardı. İktisat Fakültesi’nin kendi öğretim kadrosu başlangıçta 15 kişiden ibaretti. Hoca sayısı çok geçmeden 23′e yükselecekti.

Öğretim kadrosu dört dereceliydi: ordinaryüslük, profesörlük, doçentlik ve asistanlık. Akademik kariyerden olmayanlar öğretim görevlisi olarak istihdam edilebiliyordu.

8 Ordinaryüs vardı: 3 Türk, 5 Alman.

Türk ordinaryüs profesörler: Şükrü Baban, İbrahim Fazıl Pelin, Ömer Celal Sarç.

Alman ordinaryüsler ise: Alfred Isaac, Gerhard Kessler, Fritz Neumark, Wilhelm Röpke, Alexander Rüstow.

İlk yıllarda, profesör derecesinde öğretim elemanı yoktu. Ömer Lütfi Barkan, Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu ve Refii Şükrü Suvla, doçent sıfatıyla Fakülte’ye katılmışlardı.

Doçentlik için doktora yapmış olmak gereksizdi. Önce doçentlik tezini hazırlayarak ve sınavı geçirerek kestirme yoldan yükselenler eksik değildi. Doçentlikten sonra doktora yapanlar görülebiliyordu.

Dekan ve Dekanlık Odası

Dekanlık odası, Üniversite merkez binası orta katında, rektörlük makamı bitişiğindeydi. Bugünkü yerinde. Üniversite’de yarım yüzyıldan fazla görünüşü değişmemiş belki tek oda. Dekan masası bile ilk yerleştirildiği yerden bir daha kımıldatılmayacaktı. Yalnız İmparatorluk çağının yadigarı bir yuvarlak masa, daha sonra rektörlükten buraya nakledilecekti.

Dekan Ömer Celal Sarç, en genç ordinaryüs idi. 1901 doğumluydu. Neumark’tan bir yaş ve Röpke’den iki yaş küçük. Alman Tarihçi Ekolü’nün temsilcilerinden Werner Sombart eski hocasıydı. Türk ordinaryüsler arasında yalnız onun doktorası vardı. Almanca, Fransızca ve İngilizce biliyordu. İstatistik okutuyordu.

Dekanlar Ankara’dan atanırdı. Görevleri süreli değildi. Ömer Celal Sarç’ın dekanlığı Üniversiteye muhtariyet verildikten sonra da 1948 yılına değin devam etti. İki kez rektör seçildi.

Türk Hocalar

Maliye hocası İbrahim Fazıl Pelin ve iktisat hocası Şükrü Baban ile doçentlerden Ömer Lütfi Barkan, Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu, Refii Şükrü Suvla ve Ahmet Ali Özeken Fransız kültürüyle yetişmişlerdi.

İbrahim Fazıl Pelin’in o tarihlerde büyük emek ürünü beğenilen bir maliye kitabı vardı. Öğrenciler derslerini dikkatle dinlerlerdi. Herkes kendisine saygı duyardı.

Şükrü Baban, 1941′de “Tatbikî İktisat” ve 1942 de “İktisat Dersleri” başlıklı kitaplarını tamamladı. Zeki ve esprili bir hoca olarak biliniyordu. Öğrencilerin ilgisini uyandıran bir kişiliği vardı. Osmanlı İmparatorluğu’nda valilik, mutasarrıflık, müderrislik, Ayan üyeliği, milletvekilliği, gazete ve dergi sahip ve yazarlığı yapmış, elemanlar yetiştirmiş varlıklı Bağdat kökenli bir ailedendi. Mısır Yüksek Komiserliği’nde çalışmış ve 1918′de Brestlitovsk Barış Müzakereleri’ne gönderilen heyette görev almıştı.

Yabancı İktisat ve Maliye Hocaları

Wilhelm Röpke, henüz memleketimize gelmeden isim yapmış bir bilim adamıydı. Neo – liberalizm’in temsilcileri arasında seçkin yeri olacaktı. Güçlü bir kalem sahibiydi.

Yerine gelen Avusturyalı Joseph Dobretsberger, akademik kariyerden politikaya kaymış ve bakanlık yapmış sol eğilimli bir profesördü. Konularını açık ve seçik bir dille anlatırdı. Sanayi ülkelerinin yakın geçmişte izlemiş oldukları politikalardan elde ettikleri sonuçları olaylara ve istatistiklere dayanarak tahlil ederdi. Memleketimizde kısa bir süre kaldı.

Dobretsberger ayrıldıktan sonra aynı kürsüde Umberto Ricci’yi görüyoruz. Yirminci yüzyıl başlangıcının ünlü İtalyan iktisatçılarından. Konularını kusursuz bir Fransızcayla ve alışılmamış bir yaklaşımla anlatıyordu.

Fritz Neumark’ın da Türkiye’ye gelmeden yayınlanmış yapıtları bulunuyordu. Almanca’dan tercümelerin aksadığını gördüğünden, derslerini başlangıçta Fransızca vermeyi yeğledi. “Umumî İktisat Teorisi”ni 1939′da ve “İktisadi Düşünce Tarihi”ni 1942′de yayınladı. Kısa zamanda Türkçe öğrendi ve metinlerini Türkçe kaleme almayı başardı.

Çalışma kapasitesi sınırsızdı. Sözlükleri tarayarak kelimelerin Türkçe karşılıklarını belleğine işlemişti. Artık kullanılmayan eski deyimler yanında, henüz duymadığımız mürekkebi kurumamış yeni sözcükleri de biliyordu.

Kessler ve Fakülte Kütüphanesi

Gerhard Kessler, 1883 doğumluydu. En yaşlı hocaydı. Nasyonal Sosyalist Parti iktidarına muhalefet etmiş, “Mücadele ve Kalkınma” başlıklı bir yapıt kaleme almış, Leipzig Üniversitesi’ndeki görevine son verilerek tutuklanmış, Hindenburg’un müdahalesiyle tahliye edilmişti.

Çalışkan, militan ruhlu, çevresine yararlı olmaya çalışan, iyi kalpli ve prensiplerinden “taviz” vermeyen bir insandı. İstanbul Hukuk Fakültesi’nde sosyoloji okutmuş ve “İktisadiyat ve İçtimaiyat” Enstitüsü’nü kurmuştu.

İktisat Fakültesi kütüphanesinde derlenmemiş çok sayıda kitap bulunduğunu görünce “kollarını sıvadı”. Kütüphaneye yerleşti. Yıllarca usanmadan tek başına fiş doldurdu.

Kişisel İlişkiler ve Davranışlar

Hukuk ve İktisat Fakülteleri, Üniversite merkez binasının üst katını paylaşıyorlardı. İktisat Fakültesi’ne 10 oda (veya salon) tahsis edilmişti. 22 – 23 kişilik öğretim kadrosu, bölümlere ayrılmış kalan odalardaydılar. Yer sıkışıklığı dolayısıyla evlerinde çalışanlar çoğunluktaydı.

İktisat ve Maliye Kürsülerine, camekanla ayrılmış bir oda verilmişti. Neumark ile bir doçent ve iki asistan, bir pencere ile kapı arasına sıkıştırılmış dört küçük masada otururlardı. Odanın daha geniş olan diğer bölümünde yeni yaptırılmış dört yazı masası ile birkaç hurda koltuk vardı. Altı öğretim üyesi ile bir öğretim görevlisi, ders aralarında oturacak masa bulamazlarsa koltuklardan birinde dinlenirlerdi.

Türk ve Alman hocaların ilk yıllarda birbirlerine ısındıkları söylenemezdi. Karşılaştıklarında hatır sormakla veya çay – kahve ikram etmekle yetindikleri olurdu. Kütüphanede çalışan Kessler’in kürsü arkadaşlarıyla teması yok gibiydi.

Dekan Ömer Celal Sarç, Türk ve Alman hocalar arasında ders taksiminde uzlaşma sağlardı.

Türkiye Ekonomisi ve Yabancı İktisatçılar

Alman iktisatçılar, 1914 – 18 yıllarında geçirilmiş deneyimleri incelemiş ve yenilikleri dikkatle izleyen bilimadamları idiler. Harp ekonomisinin gerektirdiği önlemlerin hazırlanmasında ve uygulanmasında azımsanmayacak değerli hizmetleri olabilirdi. Yararlanılmamasından dolayı memleket ağır bir bedel ödedi.

Gelir Vergisi konusunda Neumark’tan 1943′de görüş istenildi. Tasarı hazırlanıncaya değin Maliye Bakanlığı mensuplarıyla temasları oldu. 1946 da yayınlanmış olan “Türkiye’de ve Yabancı Memleketlerde Gelir Vergisi” başlıklı yapıtı ile kanunda yer alan hükümleri karşılaştırarak etkinlik derecesi hakkında fikir edinilebilir.

12/12/2012
1456 defa okundu

İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsü
34452 Beyazıt/Fatih-İstanbul
Tel: 0 (212) 440 00 00